GENÇ OGRETMEN
ANASAYFA
İLETİŞİM
ONLiNE DERSANE
KARİYER
EGİTİM
KULTUR-SANAT
HOBi
=> iyi yemek yapmanın sırları
=> dijital video montaj
=> Hayvanlarımızın Bakımı 1
=> Hayvanlarımızı beslemek 2
=> trekking 1
=> trekking
=> model araçlar
=> pratik yemek tarifleri
=> takı yapımı
=> akvaryum dünyası
=> sağlıklı yaşam
=> DJ'lik
=> oyun
=> fotoğrafçılık
SPOR
GEZi
MUZiK
SAĞLIK
YAŞAM
TEKNOLOJi
SİNEMA
KiTAP
ALTERNATiF TIP
EGLENCE
OYUNLAR
ARŞİV
GÖRÜŞ KABİNİ
TOPLiST
DiNi YAZILAR

Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri
Hayvanlarımızın Bakımı 1

Hayvanlarımızın Bakımı

Evcil hayvanlarımız, konfor ve güvenden asla taviz vermeyen, sevme ve sevilme zamanını kendileri belirleyecek kadar özgürlüğüne düşkün; temiz, sessiz, zarif ve şirin dostlarımızdır. Sistematik bir şekilde yetiştirilmeleri henüz, yüz - yüzelli yıllık bir geçmişe dayanan, psikolojileri hala tam olarak çözülmemiş bu gizemli, çekici canlılar için en önemli şey; sahibi tarafından iyi tanınması, gereksinimlerinin tam olarak bilinmesidir.

Tüm sevimliliklerine rağmen, iyi anlaşılamadığı zaman, pişmanlıkla ve suçluluk duygusu içinde terk edilen, ya da başkasına verilen dostlarımızı düşünürsek; onları daha iyi tanıyıp, onlara bu doğrultuda davranmanın önemi ortaya çıkacaktır.

Evcil hayvanların yaşamını dengeli ve mutlu bir şekilde sürdürebilmeleri, sağlıkları ile birlikte, doğal davranışlarını devam ettirmeleriyle mümkündür. Bu da onun kimliğini tanıyıp, yapısal özelliklerini değiştirmeye çalışmadan, doğal davranışlarına onu sıkıntıya sokmayacak çözümler getirmekle sağlanabilir. Evcil hayvanlarımızla kurulacak sımsıcak bir dostluğun temellerini atmak, hiç de zor değildir.

Evcil hayvanlar okşanıp sevildiklerinde uysallaşırlar. Aksi halde onlarda da tıpkı insanlardaki gibi birtakım takıntı ve kaygılar gelişebilir ve duygusal anlamda çöküntüler yaşayabilirler. İyi davranışların yerine ona kötü davranışlarda bulunulduğu takdirde onunla birlikte yaşama keyfinden ve lüksünden yoksun kalabiliriz.

Eğer huzur içinde evcil bir hayvanla birlikte yaşamak istiyorsan, ona hak ettiği ilgiyi ve sevgiyi gösterip onun yaşama hakkına, beklentilerine, isteklerine duyulması gereken saygıyı duyman gerekir!

Sevgi özen ister. Evcil hayvanlar sevgi konusunda doyumsuzdurlar. Onlar için ilgi; illa mama vermek, okşamak, bir çift sıcak söz değil; bazen biraz da oyundur. Oyun çoğu zaman birçok evcil hayvan için bir ödüldür. Hele ki oyunun sonunda onun seveceği türde çerez veya oyuncak varsa, hem senin hem de onun için keyif doruğa çıkar.

Beslenme

Evde beslediğimiz evcil hayvanların sağlıklı büyümeleri için yeterli ve dengeli beslenmeleri gerekmektedir. Doğru beslenme sayesinde, hem gözleri hayat dolu bir ev hayvanına, hem de uzun senelerimizi birlikte geçirebileceğiniz bir dosta sahip oluruz.

Evde beslediğimiz evcil hayvanların başında kediler ve köpekler gelmektedir.

Kedi ve köpeğin beslenme ihtiyacı: Kedi ve köpeklerin vücudu da insanlar gibi protein, yağ, kalsiyum, fosfor, sodyum, vitamin A, vitamin D, vitamin E gibi maddelere ihtiyaç duyar. Eksik alımlar çeşitli rahatsızlıklara yol açar. En ideali bütün bunların orantılı bir şekilde verildiği mamalardır. Bu hem senin için zahmetsiz, hem de hayvanın için daha sağlıklıdır.

Bunun yanında; yemek artıkları, pişmiş et ve sebzeler, ekmek, makarna gibi tahıl ürünleri, peynir, süt, yumurta gibi bol proteinli yiyecekler de besleyicici gıdalar olabilirler. Bu yolu seçersen daha dikkatli olman gerekir. Mesela pişmemiş sebze ve et gibi yiyecekler, parazit oluşumuna neden olabilir; fazla miktarda proteinli besinler, tüy dökümlerine neden olabilir; tavuk kemikleri mide tarafından eritilemediğinden, onların sindirim sistemine zarar verir. Bu yüzden beslenme programında daha çok hazır mamalara yer vermeni tavsiye ediyoruz!

Evde en çok beslediğimiz evcil hayvanlardan biri de kuşlardır.

Kuşların beslenmesi: Beslenme kuş sağlığının ilk şartıdır. Esas olan şey, kuşların, iyi nitelikli tohumlar ve onlar için besleyici olan gıdalarla beslenmeleridir. Özellikle mama hazırlarken titiz davranılmalı ve mamanın taze olmasına dikkat edilmelidir. Tohumların bir kısmı yağlı, bir kısmı unlu ve bir kısmı da serinleticidir. Bunlar ihtiyaca göre değişik oranlarda verilmelidir. Bilinçsiz bir yemlemenin, kuşun bünyesinde değişik etkiler yapması normaldir. Bu sebeple, tohumların özelliklerini incelemek ve bunları kuşa bilinçli bir şekilde vermek gerekir.

Kuşun vücudunun büyümesini, gelişmesini, hastalıklara karşı direncinin artmasını vitaminler sağlayacağından, almaları gereken vitaminler büyük önem taşır.

A vitamini: Yumurta sarısında, balık yağında; portakal, muz gibi meyvelerde bulunur.
B vitamini: B1, B2, B6 ve B12 vitaminleri sebze ve meyvelerde, tohumlarda ve yumurta sarısında az miktarda bulunur.
C vitamini: Meyve, sebze ve tohumlarda bulunur.
D vitamini: Yumurta sarısı, balık yağı, ıspanak, lahana yaprağı, havuç gibi sebzelerde bulunur.
E vitamini: Marulda, ıspanakta ve kıvırcık salatada bulunur.

Yaşamın ve beslenmenin temel taşını teşkil eden vitaminleri yeterince alabilen kuşların sağlıklı, güçlü, renkli ve neşeli olmaları doğaldır. Sen yine de, istersen, kuşunu hazır mama ve vitaminlerle besleyip işin kolayına kaçabilirsin!

Balıklar da evde bakmak için çok tercih edilen evcil hayvanlardan biridir.

Balıkların beslenmesi: Balıkların birçoğu hem bitkisel, hem de hayvansal gıdalarla beslenirler. Balığın doğru beslenmesi, uzun vadedeki sağlığı açısından çok önemlidir. Bunun için de seçtiğin ana yemin yanı sıra balıklarına belirli aralıklarla farklı gıdalar da vermelisin. Ana yem olarak çoğunlukla granül veya pul yemler tercih edilir. Balığın sindirim sorunları yaşamaması için yemi vermeden önce yemi ıslatmalı ve yemin yumuşamasını sağlamalısın; aksi takdirde kuru yemler kabızlığa yol açabilir. Ayrıca haftada bir veya iki kez olmak üzere haşlanmış sebzeler (bezelye, ıspanak, brokoli, kabak vs.) ve canlı ya da dondurulmuş yemler (karides, kurtlar vs.) vermen balıklarının sağlığı için gereklidir.

Eğitim

Bir kedi veya köpek yavrusunun, verim sağlayacak bir itaat eğitimine ne zaman başlayabileceğine ilişkin kesin bir yanıt vermek pek de kolay değildir. Yavrular, annelerinin karınlarını terk ettikleri andan itibaren dünyayı tanımaya başlarlar. Ancak, çoğu eğitmenin de hem fikir olduğu gibi küçük bir yavrunun dikkatini toplama yeteneği, ciddi bir eğitim alabilmesi için yeterli değildir. Çok erken yaşta verilen itaat kursları, çoğu zaman hem hayvan hem de sahibi için asabiyet kaynağıdır. Sen, dostunun niçin hiçbir şey öğrenemediğini anlamaya çalışırken, o da daha bir önceki dakikayı bile hatırlamaktan yoksun, kendisinden ne istendiğini merak edip durur. İşte bu nedenle, düzenli bir eğitime başlamak için, onun biraz büyümesini beklemen gerekir. Bu süre zarfında, o minik yaratık dünyaya alışacak ve ona söylediklerini az da olsa algılayabilir hale gelecektir.

Dostlarımızın altıncı hissi var mı?

Hayvanların altıncı hissi konusunda insanlar tarafından anlatılan sayısız hikâyeler vardır. Ancak bilim buna henüz bir kanıt bulamamıştır. Dostlarımızın bu farklı davranışlarını açıklayabilen bir kanıt olmasa bile, dünyadaki bilim adamlarının çoğu bu hikâyeleri ciddiye alıyor. Deprem ve tsunami esnasında hayvanların davranışlarında önemli değişiklikler olmasını, bazı bilim adamları, felakette oluşan elektromanyetik dalgaları hissedebilmelerine bağlıyorlar. Bir grup bilim adamı ise hayvanların bazılarının enfraruj algılama yeteneklerine sahip olduklarına inanıyorlar ve dolayısıyla felaketi önceden hissedebildiklerini ileri sürüyorlar. Tam olarak ne olduğunu ispat etmek ise elbette çok zor...

Dostlarımızın felaketlerde bizden farklı şeyler hissettikleri kesindir. Ancak deprem gibi felaketler için erken uyarı sistemi olarak onlardan faydalanmamız şimdilik mümkün gözükmüyor.

İlk yardım

Yaralanan veya aniden hastalanan dostuna nasıl ilk yardım uygulayacağını bilmen gerekir. Böyle bir durumda ilk yapman gereken sakin olmaktır. Heyecanlı bir kişi farkında olmadan çok şeyi yanlış yapabilir. Bu yüzden ilk olarak sakin kalıp neler olduğunu anlamaya çalışmalısın.

Kaza yeri, bulundurulan ilk yardım malzemeleri, dostunun ağırlığı - yaşı ve o anki sağlık durumu; uygulayacağın yöntem ve ulaşacağın sonuç için önemli faktörleri oluşturur.

İlk olarak onun gözlerini, kulaklarını, burnunu, boynunu, göbeğini, sırtını, ayaklarını ve vücut sıcaklığını kontrol etmelisin. Ona daha fazla zarar gelmemesi için artık onun durumunu sabitlemeye çalışmalısın; vücut sıcaklığı yüksek ise buz ile soğutmak, vücut ısısı düşük ise onu battaniye ile ısıtmak ve kanayan yerleri gazlı bez ile kapatmak gibi pratik yöntemler uygulamalısın. Yanında başka biri varsa, senin fark ettiğin anormallikleri onun hemen not almasında fayda vardır, çünkü veteriner hekime ulaştığında birçok şeyi heyecandan unutmuş olabilirsin.

Telefonla ulaşabileceğin bir veteriner hekim varsa o sana yapılması gereken adımları telefonda aktarır. Acil durumların çoğu, profesyonel ilk yardım bilgisi ve deneyimi gerektirir. İlk yardım müdahaleni yaptıktan sonra dostunu veteriner hekime götürmen gerekir. O zaman kadar sakin kalmanın çok önemli olduğunu unutmamalısın.

İlk yardım seti:

  • Yapışkan bant
  • Gazlı bez çeşitleri
  • Bandaj
  • Dijital termometre
  • Antiseptik yara temizleyicisi
  • Göz yıkama solüsyonu
  • % 3 oksijenli su
  • Makas
  • Battaniye
  • Sedye olarak kullanılabilen herhangi bir taşıma aracı
    • Buz torbası
    • Cımbız
    • Şırınga
    • Veteriner hekiminin telefon numaraları
    • 24 saat açık olan en yakın Veteriner Kliniği'nin telefon numaraları

    Sana en yakın veteriner hekimi bulmak istiyorsan aşağıdaki siteyi ziyaret edebilirsin.

    www.pet.gen.tr

    Asil Dostum Pisi Pisi

    Eve bir kedi almaya karar verdin, sizinkileri kandırdın  veya kandırmak üzeresin... Dikkat! Büyük bir sorumluluk aldın... Farkında  mısın? Evet çok şirinler, ama bir o kadar da zorlar. Her şeyden önce, bu  aslında evlerinde herhangi bir evcil hayvan bakmaya karar verenlere de en  önemli uyarı, evine süs eşyası almıyorsun! Evine bir canlı alıyor ve onunla  yaşamaya karar veriyorsun. Üstelik bu canlı, etrafındaki diğer canlılar gibi,  isteklerini sözle ifade edemiyor. Dolayısıyla istek ve ihtiyaçlarını anlamak  zorundasın.

    Bu uyarıdan sonra kedilere özel diğer uyarılara devam  edelim. Tuvalet alışkanlıkları, o meşhur tırmalamaları, önüne gelen her şeyi  eşeleme merakı, tüy dökme problemleri... Tamam, çok göz korkutmayalım, her şeyin  bir çaresi var.Kediler dünyada bulunan en zeki hayvanlardan biridir.  Dolayısıyla çoğu kedi, eğitime olabildiğince açıktır.

    Tuvalet alışkanlığı için geniş bir kum kabına ihtiyaç var.  Kumu koymadan önce kaba bir naylon sermek, kabın temizliğinde sana yardımcı  olacak bir ipucu.

    Kedilerimizin tırnakları bildiğin gibi sivri ve zarar  vericidir. Ama bir yandan da onların savunma araçlarıdır, doğaları gereği. Bu  yüzden kesilmektense, veterinere sadece sivrilen bölümlerini almasını söylemen yeterli  olacaktır. Oyuncu kedilerimiz için evde trmalayabileceği, birlikte  yuvarlanabileceği, ses çıkaran birçok oyuncak alman, hem kedinin iyi vakit  geçirmesi, hem de ev eşyalarının zarar görmemesi için iyi bir yoldur.

    Kediciklerimiz gene doğaları gereği tüy dökerler. Mevsimine  göre çok döktükleri de olur. Kötü haber, tüy dökmelerini hiçbir zaman tamamen  durdurmak mümkün değil. İyi haber, doğru bir yaklaşımla, en aza indirmek  mümkün. “Nedir bu en aza indirmenin yolları?” dersen; onu düzenli olarak  taramak, tüy ile ilgili vitaminleri vermek, doğru beslemek ve gerekiyorsa traş  ettirmek.

     

    Traş, özellikle yaz mevsiminde, kedinin de rahatlaması açısından en  iyi çare. Ayrıca ilginçtir ki, evin sıcaklığının fazla oluşu ve aydınlığın  fazla oluşu da, tüy dökülmesini artıran etkenlermiş veterinerlerden  öğrendiğimize göre... Alması gerekenden fazla protein içeren yiyecekler, eksik  vitamin almak gibi beslenme sorunları da; tüy dökmesini artırıcı en önemli problemlerden.  Bir kedinin sağlıklı olup olmadığı, tüylerinden anlaşılır zaten. Parlak tüyler  her zaman sağlığın belirtisidir.

    Beslenme demişken, kediciklerimize başından hazır mama  vermek ve onları buna alıştırmak, sağlıkları açısından her zaman daha yararlıdır.  Gıda ihtiyaçları insanlarınkine benzemediğinden, evde yapılan mamalar yetersiz  kalabilir. Veterinerine danışarak, kedinin yaşına, cinsine uygun olan,  profesyonelce hazırlanmış hazır mamalardan almalısın.

    Kedin bazen öksürerek kusar ve bir tüy yumağı çıkarırsa,  şaşırma ve korkma... Yalanmayı seven kediler fazla miktarda tüy yutarlar ve bir  kısmını sindiremeyerek, zaman zaman dışarı atarlar. Bu, kedinin sağlıksız  olduğunu göstermez, sağlıklı kedilerin de yaptığı bir harekettir. Ama elbette,  bu durum sıklaşır ve kedini rahatsız ettiğini düşünürsen, veterinere danışmakta  bir sakınca yoktur elbet.

    Bir kedi ortalama 12-15 yıl arası yaşar. Ama daha uzun  yaşaması da elbette mümkündür. Sağlıklı ve iyi bakılmış kedilerin, 20-22 yaşına  kadar yaşadığı görülmüştür. Bir yaşını doldurmuş bir kedi, insanlarla  kıyaslarsak, 10-12 yaşında bir çocukla aynı yaşta sayılır. Doğduktan sonraki  ilk 6 hafta, kedi anne sütüne muhtaçtır. Çocukluk dönemi, kedilerin en azgın  dönemleridir. Devamlı oyun oynamak ve etrafı tanımak isterler. Isırmak ve  tırmalamaya en çok bu dönemde ihtiyaç duyarlar. Kediler, en zengin besinleri ve  en temel aşıları bu dönemde almalıdırlar.

    1-6 yaş arası, kedin artık bir yetişkindir. Bir kedinin  kişiliği tam bu dönemde gelişir. Kediler çok sokulgan değillerdir. Belirli bir  soğuklukları ve uzaklıkları vardır. Her istendiğinde gelmez, her denileni  yapmazlar. Özgürlüklerine düşkün hayvanlardır. Bu özellikleriyle köpeklerden  oldukça farklıdırlar. Köpek gibi, oyuncu ve sevgi dolu değillerdir. Ağırbaşlı  ve karizmatiktirler. Bu özelliklerini, yetişkinlik dönemlerinde iyice  oturturlar. Eğlenceyi gene severler, oyuncaklarıyla oynamaktan, yaramazlık  yapmaktan hoşlanırlar, ama elbette küçüklük dönemindeki kadar değil. 7 yaşından sonra kedin, artık yaşlı bir kedidir. Eğlence,  her zaman onun için vazgeçilmez olacaktır, insanlar gibi bir ağırlık olmaz pek  kedilerde, ama fiziksel sıkıntılar ve hastalıklar elbette ki baş gösterir.  Yaşlı kediler, yemek konusunda iyice seçici olmaya başlarlar. Bu yüzden  veterineri ile sık sık görüşmekte fayda vardır. Su ihtiyacı, yaşlı kedilerde  çok daha fazla olur. Dolayısıyla bu dönemde bol bol su içmelerine dikkat etmek,  hatta kuru mamadan çok, yaş mamalara geçmek onlar için çok daha iyi olacaktır.

    Basit ama önemli uyarılar:

    • Kedini evde yalnız  bırakmak zorundaysan, mutlaka yemeğini, suyunu, oyuncaklarını görünür yerlere  koy ve sakın üç günden fazla onu yalnız bırakma.
    • Süt, kedinin pek sevdiği  bir içecektir ve kedilere sıklıkla verilir. Ama süt, sindirimi zor bir içecek  olduğu için, biraz suyla karıştırarak vermek veya çok sık vermemek, daha iyi  olacaktır. Ayrıca bir içecek olarak süt, asla suyun yerini tutmaz. Kedinin su  kabını kısa aralıklarla tazelemelisin.
    • Mutfakta üzeri açık yemek  bırakmamaya özen göstermek lazım. Kediler meraklıdır, hele ki sıcak yemek  varsa, tehlikeli olaylara sebebiyet verebiliriz.
    • Mutfakta bıçak ve benzeri  kesici aletleri de açıkta bırakmamakta fayda var. Meraklı kedimiz hem oynamak isteyip  kendini yaralayabilir, hem de kullanıyor olduğumuz eşyalarımızı, istemeden  kirletebilir.
    • Mutfak ve banyodaki  makinelerimizin kapaklarının da kapalı durması iyi olur. Küçük şakacılar,  içlerine girmek isteyebilir.
    • Kedilerimizin o güzel  tüylerini sıkça taramayı ihmal etmeyelim!
    • Kulak temizlikleri için  pamuk topları veya uçları pamuklu çubuklar idealdir. Böylelikle  iltihaplanmaları önleyebiliriz.
    • İran kedisi gibi yassı  yüzlü kedilerin yüzleri, cinsleri gereği daha özenli bir temizliğe ihtiyaç  duyarlar. Özellikle göz çevresini her zaman temiz tutmalısınız. Yumuşak ve ılık  suya batırılmış bezlerle göz etrafı silinirse, çok daha sağlıklı ve güzel bir  kedimiz olacak.
    • Kediler sürprizlerden hiç  hoşlanmazlar. Ani olaylar onları korkutur. El çırpmak, ani bağırmalar, ani  sesler kedinin içine kapanmasına ve davranışlarının değişmesine yol açabilir.  Ona güven veren sakin ortamlar sunmalısın. Onlar huzuru severler. Hassastırlar,  bizim fark etmediğimiz birçok şeyi farkedebilirler ve bunlardan etkilenirler.

      Kedi Cinsleri

      Kedi cinsleri tahmin ettiğinden çok daha fazla. Hepimizin  yakından tanıdığı bu sevimli yaratıkların bazılarına yakından bakalım ve  huyları neymiş öğrenelim...

      Van kedisi

      Türkiye’de en çok bilinen türlerden biridir. Beyaz, ipek  gibi tüyleri, uzun ve ihtişamlı kuyrukları, ikisi birbirinden farklı renkli  olan güzel gözleri vardır. Bu farklı renkli iki göz, onların en önemli  özelliğidir. Bir diğer özellik ise, Van kedilerinin melezleşmemeleri,  dolayısıyla saflığını korumalarıdır. Van kedileri, diğer kedilerin aksine suyu  severler. Onları temizlemek, diğer kedilerden çok daha kolaydır. Ayrıca Van  kedileri, diğer türlerden daha cana yakındır, özellikle kızgınlık ve hamilelik  dönemlerinde sevilmeyi, okşanmayı çok severler.

      İran kedisi

      Günümüzün en popüler kedi türü olan İran kedileri, ev  ortamına kolaylıkla ayak uyduran kedilerdir. Basık ve şirin suratları, küçük  boncuk gibi gözleri olur. Sesleri çok tatlıdır ve insanı rahatsız etmez. Kısa  vücutları, kalın bacakları vardır. Çok oyuncu sayılmazlar, edalı duruş ve  tavırları vardır. Hassas ve duyarlı olurlar.

      İran kedilerinin uzun tüyleri, her gün taranmalı ve belirli  aralıklarla temizlenmelidir. Bu yüzden, küçük yaşta banyoya alıştırmak iyi  olacaktır. Basık yüz yapılarından dolayı, tipik olarak yaşadıkları bazı  sorunlar vardır. Göz çapaklanması, göz akıntısı, sinüs enfeksiyonu. Dolayısıyla  her gün gözlerinin etrafını ılık suya batırılmış nemli bir bezle silmek, bu  kedileri rahatlatır. Gene de, gözle ilgili problemleri için veterinere  danışmakta fayda var.

      Ankara kedisi

      Ankara kedileri, zarif, doğal ve ipeksi tüylü hayvanlardır.  Son derece zeki ve duyarlıdırlar. Özgür kişilik özelliğinin en çok görüldüğü  cins, belki de Ankara kedileridir. Sosyal, atletik ve oyuncu kedilerdir. Uzun  ve kaslı bir vücuda sahiptirler.Sivri ve dik kulakları vardır. Yürürken kuyruklarını, vücut  hizasında tutarak, zarif ve hoş bir görüntü sergilerler.Birman kedisi

      Türkiye’de pek yaygın olmasa da efsanevi bir türdür. Oyuncu  olduğu kadar, iyi huylu kediler olmalarıyla ün salmışlardır. En önemli görsel  özellikleri, masmavi gözleri ve patilerindeki beyazlıktır. Uzun ipeksi tüyleri,  bol tüylü güzel kuyrukları, yuvarlak hatlı kulakları ve badem gibi gözleri  vardır. Asil kedilerdir, nazik ve ağır davranışlar sergilerler.

      Fakat bu kedilerin kızgınlık dönemleri çok yoğun geçer.  Çiftleşmeye çok heveslidirler. Bu yüzden kısırlaştırma iyi bir yöntem olabilir.

      Siyam kedisi

      Birtakım Tayland efsanesine göre, Siyam kedileri kutsaldır.  Bu gizemli kediler, çok ilginç iletişim yeteneklerine sahiptir. Derdini  anlatmaya çalışırken, sesini ve vücudunu kullanmakta, üstlerine yoktur. Sosyal  kedilerdir. Çocukluk doneminde tırmalamak ve yüksek yerlere atlamak konusunda,  ellerinden geleni esirgemeseler de, olgunluk döneminde oldukça dengeli ve sakin  olurlar. Bu tür de, kendine has karakteri olan kedilerdendir, akıllı olsalar  da, söz dinlemeyebilirler, çünkü yapı olarak başlarına buyrukturlar.

      Kaslı ve uzun bacaklar, uzun bir kuyruk; başlıca  özelliklerindendir. Kısa, ama yumuşak tüyleri vardır. Düzgün yüz hatlarıyla da,  dikkat çeken siyam kedilerinin çoğunun, çivit rengi mavi gözleri ve açık kahve  tonunda tüyleri vardır. Mevsim değişiklikleri dışında, çok tüy dökmezler.  Taranmaktan da hoşlanırlar.

      Tekir kediler

      Tekirler saf bir ırk değillerdir; Afrika’nın vahşi kedisi  ile Avrupa’nın mahalli vahşi kedisinin birleşiminden ortaya çıkmış, melez  kedilerdir. Tekir sözcüğü, aslında üstlerindeki desenin adıdır. Kaplan gibi  sırtı çizgili ve benekli olan anlamında kullanılır.

      Bu çok yaygın olan kedi cinsinin, Van veya siyam kedileri  gibi karakter özelliklerini açık seçik ortaya koymaya ve tarif etmeye imkân yok  aslında. Evcil kedilerin ortak özellikleri, tekirlerde de mevcuttur elbet. Ama  tüm evcil kediler de, kendine özel bir şahsiyet taşırlar. Bunu da unutmamak  lazım.

      Mavi rus kedisi

      Bu güzel kedi; mahçup tavırlı, zeki, sakin, huzurlu, nazik,  elbette ki bağımsız, atletik hisli ve sadıktır. Bu özellikleriyle uzun yıllar  boyunca Rus ve İngiliz saraylarının gözdeleri olmuşlardır.

      Kedi ismi önerisi: Erkek: Panter, Dişi: Pütüş

        • Resimler “Cat Breeds of The World, Desmond Morris ve The Illustrated Encyclopedia of Cat Breeds,  Angela Rixon” den alınmıştır

REKLAM ALANI

Reklamı Kapat
Bugün 30 ziyaretçi (67 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Zirve100 Site ekle
Eğitim