GENÇ OGRETMEN
ANASAYFA
İLETİŞİM
ONLiNE DERSANE
KARİYER
EGİTİM
KULTUR-SANAT
=> minyatür
=> Bob Ross teknikleri
=> ahşap boyama
=> t-shirt boyama
=> seramik
=> karikatür
=> müzikal
=> bilgisayarda müzik
=> heykel
=> resim
=> kısa film
=> cam işlemeciliği
=> röportaj
=> Müzik
=> genel kültür
=> tiyatro
=> edebiyat
=> Sinema
=> Google Earth’te Sanat
=> Eski sanatlar: Vitray
=> Kültür Sanat Sözlüğü: Reprodüksiyon
=> Sanal müze bileti
=> O Bir Dünya Çizeri: Selçuk Demirel
=> Resim Yiyelim...
HOBi
SPOR
GEZi
MUZiK
SAĞLIK
YAŞAM
TEKNOLOJi
SİNEMA
KiTAP
ALTERNATiF TIP
EGLENCE
OYUNLAR
ARŞİV
GÖRÜŞ KABİNİ
TOPLiST
DiNi YAZILAR

Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri
genel kültür

 

Evrenbilim – Kozmoloji

 Kozmoloji, Yunan kökenli bir kelime. Cosmos evren, logos ise hepimizin de bildiği gibi bilim anlamına geliyor. Buradan da anlıyoruz ki kozmoloji çalışmaları Yunanlıların araştırma ve incelemelerine dayanıyor. M.Ö 6. yüzyılda Yunanlılar, dünyanın aslında küresel olduğunu ortaya atarak gerçek kozmoloji çalışmalarını başlattılar.

Evrenbilim; fizik, astrofizik, biyoloji, matematik gibi birçok bilim dalından yardım alarak; evreni, evrenin yapısını ve geçmişten bugüne evrenin nasıl geliştiğini inceliyor. Evrenin “big bang” diye bilinen büyük bir patlama ile oluştuğu bilim adamlarının genellikle hemfikir oldukları bir teori. Büyük patlamanın ardından evren, fizik kanunlarına bağlı olarak büyük değişiklikler yaşayıp günümüzdeki hâlini alıyor ve tabii bu değişiklikler durmaksızın devam ediyor. Evrenbilim adına Dünya’nın küresel yapısının keşfedilmesinden sonra gelen ikinci büyük adım ise Nicolaus Copernicus’un ortaya koyduğu Kopernik Sistemi. Bu, 16. yüzyılda Copernicus’un güneş merkezli Güneş Sistemi’ni ortaya çıkarmasıdır. Evrenin Dünya merkezli değil de Güneş merkezli olduğunun keşfedilmesi, evrenin sanılandan çok daha büyük olduğunu ispatlamıştır. 20. yüzyılda Albert Einstein tarafından geliştirilen izafiyet teorisi ise, evrenbilim için büyük bir adım olmuştur. Bu teori, gözlem yapan kişinin bulunduğu noktaya ve gözlemi yapılan objeye göre inceleme sonuçlarının farklılık gösterebileceğini söylüyor. Oysa ki daha önceleri yer ve obje farkı gözetilmeksizin her yerden aynı sonuçlar alınacağı düşünülüyordu.

Günümüz evrenbilim soruları:

İşte büyük teorilerle evrenbilim bugünlere kadar geldi ve tabii ki evrenbilimin soruları henüz bitmedi. Şu an en çok merak edilen ve incelenen konu, içinde yaşadığımız evren dışında başka evrenler olup olmadığı. Kim bilir, belki de bizden milyonlarca ışık yılı ötede bambaşka evrenler var ve bu evrenlere bağlı bambaşka sistemler ve belki de canlılar var.

Bir diğer soru ise kara delikler. Kara delik diye bir şey var mı? Varsa buralardaki zaman kavramları nasıldır? Kara deliklerde yaşam olabilir mi? Olsa bile bu nasıl olacaktır? Kara delikler sanıldığı gibi sonsuz boşluklar mıdır? İşte bu tür soruları sormaktan hoşlananlar ve bu sorulara cevap arayanlar evrenbilimci (kozmolog) oluyorlar veya evrenbilim ile ilgili son gelişmeleri takip ediyorlar.

Sen de evrenbilime ilgi duyuyorsan sana önereceğimiz bazı siteler olacak:

TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi:
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/

NASA tarafından hazırlanan kozmoloji sitesi: http://map.gsfc.nasa.gov/universe/index.html

Suç Bilimi - Kriminoloji

Tüm dünyayı kasıp kavuran dizi furyası Türkiye’yi de vurdu ve dizilerde işlenen konular çoğumuza ilham vermeye, ilgimizi çekmeye başladı. Bunun en güzel örneği “CSI” ve “Bones” gibi diziler ve bu diziler sayesinde popülerliğini arttıran suç bilimi.

“Kriminoloji” ya da “suç bilimi”, suçu anlamak ve açıklamak, suçun nedenlerini araştırmak, suçu önlemek ve gerekli tedbirleri almak, suçun sebeplerini ve sonuçlarını ortaya koymak ve yasal prosedürü şekillendirmek için yapılan araştırmaların tümü olarak tanımlanabilir.

Kriminoloji kelimesinin kesin tarihi bilinmemekle birlikte, bu kelimeyi ilk olarak 1851 – 1911 yılları arasında yaşamış Fransız antropolojist Paul Topinard kullanmış, İtalyan hukuk profesörü Raffaele Garofalo ise “La Criminologie” (Kriminoloji) isimli bir kitap yayınlayarak bu bilimin geniş kitleler tarafından bilinmesini sağlamış.

Suç konusunu işleyebilmek için birçok bilimden aynı anda faydalanılması gerektiğinden kriminoloji de birçok bilimle ortak incelemeler yürütüyor ve bu bilimler arasında karşılıklı alışveriş de bulunuyor. Suçlu psikolojisinin incelenmesi için psikoloji ve psikiyatri, toplumsal etmenlerin belirlenebilmesi için sosyoloji, olay yeri incelemeleri ve laboratuvar tetkikleri için kimya, suçun sebep olduğu hastalıkların incelenebilmesi için de tıp bilimi ve diğer daha birçok bilim kriminolojiyi destekliyor. Ayrıca suçun önlenmesi için yasal uygulamalar yapılması gerektiğinden hukuk da suç bilimine önemli derecede destek veriyor.

DNA analizlerinde gelişmeler, olay yeri incelemelerinde uygulanan yeni teknikler ve adli tıbbın yeni araştırma ve otopsi yöntemleri kriminolojiyi de geliştirdi. Şu an gerek suçun tespiti ve sebeplerinin saptanması gerekse suçun henüz oluşmadan önlenmesi için sosyal bilimler de incelenmiş ve bir suçlunun muhtemel psikolojisi hemen hemen bir kalıba oturtulmuş durumda. Bir saç telinden ya da dişten suçluya ulaşabildiğimizi hesaba kattığımızda kriminolojinin ne denli geliştiğini de görüyoruz.

Saç teli, diş ve diş izleri, parmak izi, ayak izi, DNA analizleri, ter ve tükürük incelemeleri gibi yöntemler üreten kriminoloji, görünen o ki daha birçok olayı aydınlatmaya devam edecek ve olayların sebepleri ve sonuçlarını derinlemesine inceleyerek önemli bulgulara ulaşacak.

İşte suç bilimi hakkında ayrıntılı bir web sitesi! www.kriminoloji.com Dilbilimi; anlambilim, sözdizimi ve sesbilimi alt dallarından oluşan ve uygulamalı ya da teorik olarak çalışmaları sürdürülen bir bilim dalı. Dilbilimi ile uğraşanlar ise dilbilimciler. Anlam, söz ve ses incelemelerinin yanı sıra dilbiliminin çeşitlemeleri de bulunuyor. Dilbilimi; tarihsel dilbilim, karşılaştırmalı dilbilimi, antropolojik dilbilim, eş zamanlı dilbilim, yapısal dilbilim, matematiksel dilbilim gibi birçok ayrıntılı ana dallara ayrılıyor.

Dilbilimi, Sanskritçe’nin incelenmesi ile Demir Çağı’nda ilk olarak Hindistan’da başlıyor. Sanskritçe’ye ait bulunan en eski dilbilim çalışması Pānini adlı bir dilbilimciye ait. Pānini; fonem (phoneme), morfem (morpheme) ve kök gibi terimleri dilbilimi dünyasına kazandırıyor. 19. yüzyılda Jakob Grimm “Grimm Kanunu” olarak bilinen ünlü harflerin kayma prensibini ortaya koyuyor, Ferdinand de Saussure ardından gelecek birçok dilbilimciyi etkisi altına alacak ve onlara yol gösterecek yapısal dilbilimin kurucusu oluyor, Noam Chomsky ise günümüzde dilbilimi denildiğinde geliştirdiği teoriler ve mükemmel fikirleri ile akla gelen ilk isim. Noam Chomksy, dil ile beynin arasındaki ilişkiyi inceliyor.

Yabancı dillere meraklı ve yatkın, dilleri ve gelişimlerini incelemeyi seven kişiler dilbilimci olmayı tercih edenlerden. Bu kadar bilimsel olmasa da dilbilimi birçok kişiyi ilgilendiren ve birçok kişinin de kendi kendine sorular sorup merak edebileceği bir konu. Örneğin hepimiz tek bir dünyada neden bu kadar çok dil olduğunu merak ederiz, bu dillerin tek bir dilden mi ortaya çıktığını yoksa ilk insanların farklı farklı diller oluşturup oluşturmadıklarını merak ederiz, kendi dilimizin nasıl ortaya çıktığını, öğrenmek istediğimiz başka dillerin nasıl günümüze kadar geldiğini merak ederiz.

İşte dilbilimi yani filoloji bu meraklarımızı gideren veya gidermeye çalışan bir bilim dalı.

Bu meraklarını bu linklerden giderebilirsin:

Dilbilimi.net

Dilbilimi Forum

Linguistik Terimleri İngilizce Sözlük


REKLAM ALANI

Reklamı Kapat
Bugün 31 ziyaretçi (78 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Zirve100 Site ekle
Eğitim