GENÇ OGRETMEN
ANASAYFA
İLETİŞİM
ONLiNE DERSANE
KARİYER
EGİTİM
=> Amerika'da eğitim
=> Green Card Nedir?
=> verimli çalışma ve öğrenme teknikleri
=> alternatif eğitim dosyası
=> mba
=> au – pair’lik
=> sertifika programları
=> üniversite rehberi
=> yurt dışı burslar
=> work & travel
=> yüksek lisans
=> tezsiz yüksek lisans programları
=> Ders Disi Egzersiz Planlari
KULTUR-SANAT
HOBi
SPOR
GEZi
MUZiK
SAĞLIK
YAŞAM
TEKNOLOJi
SİNEMA
KiTAP
ALTERNATiF TIP
EGLENCE
OYUNLAR
ARŞİV
GÖRÜŞ KABİNİ
TOPLiST
DiNi YAZILAR

Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri
verimli çalışma ve öğrenme teknikleri

verimli çalışma ve öğrenme teknikleri

Ders çalışmaya başlamak ve düzenli bir yoğunlaşma sürecine geçmek, her zaman için zor. Aslında bir sınava, bir derse, bir mülakata hazır olmak; düzenli çalışmak, uzun süre önceden planlı gitmek, çalışma programı çıkarmaktan geçer. Kulağa çok sıkıcı ve bir o kadar da zor gelse de... Bir başladın mı, gerisi gelir.

Çoğumuzun en büyük hatası çalışmayı son ana bırakmaktır. Zaman akıp gidiverir sanki, bir bakarsın sınav yarın ve sıfıra sıfır elde var sıfır. Zaman... Şu elle tutulamayan şeytan! Ama onu avucunun içindeki bir meleğe çevirmek sana kalmış! Evet başta zorlanacaksın. Ama sonra meyvelerini yerken, geçen zamana acıyacaksın. Ah zaman, elimizden kaçan kuş, ama onu evcilleştirmek senin elinde!

Bana balık verme, balık tutmayı öğret!

Elbette ailemiz var, elbette öğretmenlerimiz var. Ama unutma; öğrenci yalnızdır. Bilmelisin ki sınavlara hazırlık sürecinde kendi sorunlarını kendin çözmeye alışmalısın. Büyüklerimiz sadece rehberlerimizdir, yol gösterirler ama asla bizim yerimize geçemezler. Hayat bizim hayatımız, vereceğimiz tüm kararlardan, yapacağımız tüm başarı ve başarısızlıklardan biz mesulüz.

Büyüklerimiz bize yol göstermeli, her zaman yanımızda olduklarını hissettirmeliler ama asla bizim yerimize düşünmek yoluna gitmemeliler. Düşünme yeteneğinin gelişmesi ve düşünme alışkanlığı kazanabilmek için yol göstericilerin öğrenciye yaklaşımı çok önemlidir aslında. Düşünmek kadar okumak da zekâ geliştiricidir. Araştırmalar, sözcük bilgisinin önemini vurgularlar. Sözcük bilgisi düşünme yeteneğini geliştiren bir aktivitedir. Sınavlardaki soruları doğru anlamamızda bile okuma yeteneğimizin önemi büyüktür. Vakit buldukça gazete kitap okumak, zekâmızı geliştirecektir.

Beyin: farkında olmadığımız hazine

Beyin üzerine yapılan araştırmalar; somut tecrübelerin, öğrenme ve öğretme için çok önemli olduğunu doğrulamaktadır. Yaşanan her olay, beyne bir bilinti yerleştirir ve öğrenileni, öğrenenin mevcut yaşantısı ve geçmiş bilgisi ile birleştirir. Bu bağlamda eğitimcilerin odaklanması gereken ilk nokta, öğrenmenin içerik ve bağlamla karşılaştığı durumlarda nitelik ve niceliğin kapsamlarının genişletilmesi olmalıdır. Yani gençler yaptıklarının üzerinde daha çok konuşabildiklerinde, daha kolay öğrenebilmektedir. Öğrenen kişi, konuşmalı, dinlemeli, okumalı, gözlemde ve faaliyette bulunmalıdır.

Beyin kapasitesi aslında insanların daha geniş kavramları anlamasına olanak tanır. Bir konu her zaman pek çok diğer konuyla ilişkilidir. Bu birbirine bağlantılılıkların öğretilmesi, eğitim ve beyin geliştirme açısından çok faydalı bir yaklaşım olacaktır.

Yüzeysel bir bilgiyi öğrenmek bize hiçbir şey katmayacaktır. Ezberlediğimiz bir tarih veya bir formül, konuyu anlamadıkça boş bir bilgi olarak beynimizi meşgul edecektir. Anlamlı bilgi, insana bir anlam ifade eden şeylerdir. İlkokullarda fasulyeden bitki yetiştirmemiz istendiğinde bu bize mucize gibi gelmemiş miydi? Hangimizin hafızasından çıkmıştır bu bilgi? Ezberlemediğimiz, deneyimlediğimiz bir bilgi; her zaman çok daha fazla işimize yarayacaktır ve farkında olmadığımız kapasitelere sahip olan beynimizi bu yönde geliştirmek de aslında bizim elimizdedir.

Ezberlemek yerine doğal belleğimizi kullanmayı öğrenmeliyiz.

Dinlemek veya dinlememek, meselenin bir kısmı da bu!

Etkili dinlemek sadece konuşulanı duymak değildir, aynı zamanda bu duyulanlara önem vermek, anlamak ve tüm bunları değerlendirmektir.

Her şeyden önce okulda işlenecek olan konuya daha önceden göz atmış olmak, derste dinlediğin şeyleri çok daha anlaşılır kılacaktır. Öğretmenin anlattığı konu hakkında fikir sahibi olduğunda, bir sonraki cümlenin ne olduğunu tahmin etmeye çalışarak motivasyonunu devamlı ayakta tutabilirsin.

Daha sonra anlatılan konularda ana fikrin ne olduğunu bulmaya çalışmakla devam edilmelidir. Eğitimci; zaten anlatırken önemli noktaların altını çizecek, tekrar edecek, ses tonunda değişiklikler yaparak gerekli yerleri vurgulayacaktır.

Anlatılan konuda, “önemli”, “esas fikir”, “sonuç olarak”, “özetle” gibi kelimelerin yer aldığı cümlelere özellikle önem verilmelidir.

Bu aşamadan sonra önemli olan derste aktif olmak, derse katılmaktır. Her şeyden önce eğitimci dersin dinlendiğini anlamalıdır. Anlaşılmayan yerler varsa es geçilmemelidir, bunu da eğitimcinin anlaması için öğrencinin tepki vermesi gerekmektedir. Anlattıklarına hiçbir tepki göstermeyen pasif bir topluluk karşısında eğitimcinin de motivasyonu düşecek, yapacak bir şeyi kalmayacaktır. Gerekirse konu hakkında sorular sorarak ya da yorumlar yaparak eğitimciyle iletişime geçilmeli, konu yoğunlaştırılmalıdır. Soru sormaktan asla çekinilmemelidir. Zaman yetmediyse, ders sonrası da sorular yöneltilebilir.

Not tutmak üzerine…

En önemli basamaklardan biri ise not tutmaktır. Çok etkili bir dinlemede bile, dinlenen her şey akılda kalmaz. Öğrenilenlerin tekrar edilebilmesi için not tutmanın çok büyük etkisi vardır. Not aldığında hem derste aktif olursun, hem de unutmayı engellemiş olursun. Evde yapılan sık tekrarlar, başarıyı artıracaktı. Alınan notların evde temize çekilmesi de bir çeşit tekrarlama tekniğidir ve çok işe yarar.

Not alırken daha sonra anlayacağımız şekilde yazmak çok önemlidir. Küçük bir kâğıda sıkışık ve eksik notlar almak ilerde sıkıntı yaşamamıza sebep olur.

Not alırken önemli noktaları yazmak çok doğru bir yaklaşım olacaktır, gereksiz ve ayrıntı bilgiler yerine ana fikirleri anlayıp not almak çok daha etkili sonuçlar doğurur. Çok önemli olduğu vurgulanan konuların altı çizilmeli, renklendirilmeli veya yanına yıldız konmalı, böylelikle sonra üzerinden geçerken o bölümün dikkat çekmesi sağlanmalıdır.

Zaman kazanmak için sonradan anlaşılabilir kısaltmalar kullanmak yararlı olacaktır. Örneğin yerine ör. , matematik yerine mat. , ek olarak yerine + gibi.

Çok ufakmış gibi görünen bu tip ayrıntılar ileride büyük farklar yaratacaktır. Bunu deneyimleyerek görmek mümkün.

İyi not tutmak ve iyi bir dinleyici olmak birbirleriyle bağlantılı ve her zaman bize yardımcı olacak önemli iki kavramdır.

Stres, uzak dur benden!

Aslında çalışma aşamasında bir miktar stres olması uygundur. Buna olumlu stres diyoruz. Motive edici, heyecanlandırıcı ve başarıya itici gücü vardır. Ancak bunun belli bir seviyeyi aşması durumunda konsantrasyon ve çalışma isteği kaybolabilir. Böyle durumlarda stresle tek başımıza mücadele edebilip edemediğimizi gözlemlemeli, eğer baş edemiyorsak yardım istemeliyiz. Eğitimcilerimizden ve ailelerimizden stresi oluşturan faktörleri saklamamamız, tam tersine sebeplerini anlamaya çalışarak onlarla birlikte çözme yoluna gitmemiz faydalı olacaktır.

Olumsuz düşünmek stresi en çok artıran düşünce tarzıdır. Ters giden bir durumda her şeyin kötü gittiğini ve gideceğini düşünmek, kendini suçlamak, çaresiz olduğunu hissetmek vs., kesinlikle olumsuz ve faydasız düşüncelerdir. Bunların yerine ufak aksilikleri büyütmemeye çalışmalı, çabalayarak bazı şeyleri düzeltebileceğimize inanmalıyız. Sıkıntı çeken bir insan olarak yalnız olmadığımızı, benzer şeyleri herkesin yaşadığını düşünmeli ve bunun gibi olumlu düşünce tarzlarını geliştirmeliyiz.

Stresle baş etmek için gevşeme ve soluma egzersizleri yapabiliriz. Düzenli egzersiz de kan basıncımızı azaltarak stres esnasında vücudumuzun aşırı gerilmemesine yardımcı olabilir.

Ters giden şeylere mizahi bir yaklaşım da faydalı bir stresle baş etme yöntemidir. Kişinin kendiyle barışık olması için önce kendiyle dalga geçmeyi öğrenmesi gerekmektedir. Ters giden bir durumda kendine gülebilen bir insan, gülme ile birlikte vücuda olumlu hormonlar salgılayarak iyi hissedebilmektedir.

Verimli çalışma için bazı ipuçları

Verimli çalışmak aslında o kadar da zor değil.Çoğu araştırmanın onayladığı birkaç küçük ipucu var aslında bu konuda. Onlara dikkat edersen, kısa zamanda kendindeki farkı göreceksin.

  • Zihninin en canlı, konsantrasyonunun en yüksek olduğu zamanlar çalışmak ve öğrenmek için en verimli saatlerin olacaktır. Kendini şöyle bir dinle. Bedeninin dinlenmiş olduğu zamanlar ne zamanlar, sabah çok erken saatler mi, okuldan döner dönmez mi, okul dönüşü bir banyo sonrası mı, yemekten sonra mı... Verimli saatini bul ve özellikle zor bulduğun dersler için konsantrasyonunun açık olduğu bu saatleri seç.
  • Çalışma zamanlarını aynı saatlere yerleştirirsen, bu alışkanlık yaratacaktır. Her derse oturma saatin birbirinden farklı olmasın. Bahane bulman, yarıda kesmen an meselesi olacaktır. Bir saat dilimi belirle ve bu senin klasik çalışma saatin olsun. Bu senin alışkanlığın olsun. Ailendeki insanlar bile bunu bilsinler.
  • Çalışmalarında ara vermeyi ihmal etme. Uzun süre aralıksız çalışırsan hem çabuk yorulacak, hem de konsantrasyonunu kaybedeceksin. 40-50 dakikada bir 10 dakikalık aralar vermen hem dersten kopmamanı hem de fazla yorulmamanı sağlayacak.
  • Verimli çalışma, disiplin gerektirir. Bu disiplinin içinde elbette dinlence ve eğlence zamanları da bulunmalıdır. Bu da kendin için oluşturacağın programın bir parçasıdır. Yorgun bir bedenle asla ders çalışılamaz. Aynı şekilde isteksiz bir şekilde başlanan bir çalışma da hiçbir şekilde fayda getirmez. Seni yorgun ve isteksiz yapan faktörler varsa bunları gözden geçirip yok etmeye çalış. Kendin yok edemiyorsan, öğretmenlerin veya ebeveynlerinle konuş ve onlardan yardım iste. Örneğin geç yenen yemek, eve geç gelmek, çok erken uyanmak, az uyumak, bunlar seni yorgun ve isteksiz kılacaktır. Ortamını elinden geldiğince değiştirmeye çalış.
    • Uzmanlar, uygulanabilir en verimli planın haftalık plan olduğunu söylüyor. Sınava hazırlanmaktan tut da, ailene ayıracağın zamana kadar, kitap okumaktan sinemaya gitmeye kadar tüm etkinlikleri bu plana dahil etmeni öneriyorlar.

    Plan hazırlanırken dikkat edilmesi gereken konular

    Planlı çalışmanın başarıyı getireceği kesin. Peki bu plan nasıl hazırlanacak? Dikkat etmen gereken birkaç ayrıntı var ve bunları es geçmeden düzgün bir plan yaparsan, düzene girmen ve başarıyı yakalaman an meselesi.

    Çalışma amacın nedir, ulaşacağın hedef nedir, önce bunları belirle. Yapacağın çalışmayı anla, benimse, böylelikle motivasyonun artacak. “Bu çalışma sonunda şunu öğrenmiş olacağım” cümlesi seni rahatlatacak, hatta seni heveslendirecektir . Unutma, gideceği limanı bilmeyene hiçbir rüzgârdan hayır gelmez!

    Çalışılacak birden fazla konu / ders varsa bunları bir sıraya sokmak lazım. Hangisi öncelikli, hangisi daha zor, hangisine daha çok zaman ayırmalı, hangi araç gereçler gerekli, bunları belirledikten sonra çok daha rahat bir şekilde çalışmaya başlayabilirsin.

    Çalışacağın konu ile ilgili elindeki materyaller yeterince ilgini çekmiyorsa, bir ön araştırma yap. Çağımız internet çağı. İnternete gir, kitaplarını karıştır, kendine farklı ama “güvenilir” kaynaklar bulmaya çalış.

    Rahat bir masada çalışmayı ihmal etme. Hep aynı masada çalış ve masanın üzerinde ihtiyacın olan araç gereçler dışında fazla bir şey bulunmasın, dikkatini dağıtacak eşyaları oradan kaldır.

    Okumak dışında yazmak, sesli okumak, uygulamak gibi etkinliklerle çalışma şeklini daha farklı ve verimli hâle getirebilirsin.

    • Ders öncesi, ders dışı aklında kalan tüm uğraşlarla yeterince ilgilen ve aklında yapacak başka bir şey kalmadan çalışma masana otur. Aklına takılan ders dışı bir soru, bir problem varsa, onu çözmeden oturma.

    Tüm planını uygulayabildin ve başarılı bir çalışma süreci geçirdiysen, kendini ÖDÜLLENDİR! (sinema, yiyecek, uyku, arkadaşlar...)

    Verimli çalışmayı neler engeller?

    Verimli çalışmanın yollarını anlattık, ipuçlarını verdik. Ama her an başında duramayız ki! Bazı müdahale edemeyeceğimiz faktörler çıkıp verimli çalışmanı ve başarılı olmanı engelleyebilir, iyisi mi bu faktörleri de sıralayalım, aklında olsun.

    • Etrafta dikkatini bozacak nesnelerin varlığı ve gözlerini bunlara çevirmen,
    • Zor gelen dersleri dışlamak,
    • Aşırı stres,
    • Gürültü,
    • Telefon konuşmaları,
    • İsteksizlik ve isteksizliği beslemek,
    • Uzanarak çalışmak,
    • Başka şeyler düşünmek, hayallere dalmak,
    • Televizyona, internete takılmak,
    • Dersleri düzenli bir şekilde tekrar etmemek,
    • Bahane bulup çalışılan ortamdan kalkmak,
    • Derslerde eksik not alıp yeterli çalışacak materyal bulamamak,
    • Çevre baskısı,
    • Eksikleri giderememek.

    Zamanı ele geçirmek senin elinde. Bu yaşam senin, kontrol de sende, buna inan!


REKLAM ALANI

Reklamı Kapat
Bugün 16 ziyaretçi (51 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Zirve100 Site ekle
Eğitim