GENÇ OGRETMEN
ANASAYFA
İLETİŞİM
ONLiNE DERSANE
KARİYER
=> Hakla İlişkiler
=> Akademik kariyer
=> Beyin göçü
=> Kültür şoku
=> sosyal güvenlik
=> meslek seçimi
=> meslek seçiminde 'in'ler ve 'out'lar
=> iş görüşmesi “asla”ları
=> insan kaynakları
=> CRM
=> geleceğin meslekleri
=> imaj yaratımı
=> yabancı dil
=> sektörler
=> iş görüşmesi
=> CV'ni yazdın mı
=> ünlü kariyerler
EGİTİM
KULTUR-SANAT
HOBi
SPOR
GEZi
MUZiK
SAĞLIK
YAŞAM
TEKNOLOJi
SİNEMA
KiTAP
ALTERNATiF TIP
EGLENCE
OYUNLAR
ARŞİV
GÖRÜŞ KABİNİ
TOPLiST
DiNi YAZILAR

Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri
ünlü kariyerler

ünlü kariyerler

Ünlü Kariyerler > Prof. Dr. Kerem Doksat
   
Ülkemizin ünlü psikiyatrlarından biri olarak bize psikiyatri bilimi, psikiyatri mesleği hakkında kısa bir bilgi verebilir misiniz?


Kelime “yatros”tan geliyor, hekimlik demek, psikiyatri “psişe” kelimesi – ruh (beynimizin işlevleri anlamında kullanılan) anlamına geliyor, eski yunancada psukhe – kelebek’ten geliyor. Uçan bir şey, nefes nefs, gibi… Psikiyatri kelimesi ruh hastalıkları, ruh hekimliği anlamına geliyor. Dolayısıyla psikiyatri, ruhsal hastalıkların teşhis ve tedavisi veya korunmasıyla ilgilenen bilim dalı…

Psikiyatr / Psikolog / Psikolojik Danışman arasındaki farkı tanımlar mısınız?

Psikologlar ve benzeri meslek erbabıyla, bizim meslek arasında çok büyük farklar var. Çoğu insan bilmiyor ve yanlış adreslere gidiyor. Psikologlar, edebiyat veya eğitim fakültelerinin dört senelik psikoloji bölümünden mezun olurlar. Yetiştirilme amaçları, temelde liselerde psikoloji dersi okutmalarıdır. Ama bunlardan meraklıları, daha sonra master, doktora yapıp workshoplardan, eğitimlerden geçtikten sonra, konuşarak yapılan özel tedavi yöntemlerini- ki biz buna terapiler diyoruz- uygulayabilir hale gelirler. Ama bir psikolog, formasyonu mümkün kılmadığı için, asla hastalık teşhisi koyamaz veya bir hastayı doğrudan alıp tedavi etmeye kalkamaz. Bu yasal olarak bir suçtur, ama Türkiye’de maalesef yapılıyor. Hastalık teşhis ve tedavisi, sadece tıp doktorları tarafından konmak zorundadır. Tıbbiyede altı sene içinde temel tıp okunuyor, tüm branşlar, psikiyatri ihtisası için de beş sene okuyorsun. Dolayısıyla liseden sonra 11 sene okumak kaydıyla psikiyatr olunuyor. Her köşe başında psikolojik danışmanlık tabelaları var ama aslında “psikolojik danışmanlık” diye bir kavram yok, batı literatüründe böyle bir şey yok. Danışmanlık var ama “psikolojik danışmanlık” diye bir şey yok. Terapi yapmayı öğrenen ve danışmanlık hizmeti de vermeyi seçen bir psikolog olabilir, ama sadece terapi yapmak adına hiçbir eğitimden geçmemiş kişilerin kendilerini psikolojik danışman olarak nitelendirmeleri son derece yanlıştır. Danışmanlık adı altında hasta bakıyorlar, bilerek veya bilmeyerek.

Kendisinde ruhsal bir sorun gören her insanın önce psikiyatra gitmesi lazım. Tamamen psikiyatrik şikâyetlerle gelen bir insanda AIDS çıkabiliyor, beyin tümörü çıkabiliyor, her türlü şey çıkabilir. Bunu tıp formasyonu olmayan bir psikolog nasıl çözebilir? Önce psikiyatra gelecek, biz teşhisi koyduktan sonra terapiye yönlendirebiliriz.

Yeni bir şeyler türedi bir de. Batı kültürü, bireyselciliği çok öne çıkaran, atılımcı, gelişimci bir kültür ama diğer yandan batı, kültürüyle, yalnızlığı, yabancılaşmayı fena halde yaşayan bir kültür. Londra’da ayrı ayrı parklarda, yalnız başına oturan yaşlı kadınlar görürsünüz, halbuki bizim kültürümüz aslında kolektivisttir. Üç beş kişi bir araya gelir gelmez kaynaşılır. Ama şimdi büyük şehirlerimizde batıdan da beter, asimile edilememiş bir bireysellik sonucu müthiş bir yalnızlık var. Özellikle İstanbul’da - ki küçük bir devlet oldu artık - belli bir sosyo ekonomik durumun üstündeki insanlarda yalnızlık müthiş boyutta. Müthiş bir boşluk içinde insanlar. Dolayısıyla parayla dost satın almak gibi bir takım asortik işler türedi. Eğitimi olan insanlara bir şey demiyorum ama birçok eğitimsiz insan yaşam koçluğu, danışmanlık, yol göstericilik gibi isimlerle para kazanıyor. Böyle insanlardan fikir alıyorlar. Sana akıl veren, seni yönlendiren eğitimsiz herhangi bir insana neden güveniyorsun? Bunlar tehlikeli… Lise mezunu bile olmayan, kartvizitinde “way shower” yazan insan biliyorum. Televizyonda şov yapan eğitimsiz insanlar da var maalesef.

Mesela, NLP diye bir şey çıktı bir de. NLP denen şey beşeri bilimlerle alakası olan bir şey değil. İki tane mühendisin kurduğu bir hikâye. NeuroLinguistic Programme. Nöral bir şekilde ve lisan yoluyla seni programlıyorum demek istiyorlar ama yaptıkları şey hipnoz tekniğinden başka bir şey değil. Fakat mistifiye etmişler ve çırak, kalfa, üstat gibi manevi derecelerle, guru olmak gibi yalanlarla insanları kandırıyorlar. Sosyoloji doktorası yapmış insanlar kendilerine doktorum diyerek, psikologlara, psikiyatrlara meydan okuyorum diyerek ortaya çıkıyorlar. Daha sonra reiki gibi bir safsata çıktı. Bir iki kursa gidip enerjisini başka insanlara geçirdiklerine inanan insanlar var. Nerdeyse din halini aldı bu tip inanışlar.

Yabancı ülkelerde neredeyse her birey mutlaka psikolojik destek alırken Türkiye’de buna psikolojik destek almanın akıl hastalığı / delilik anlamına geldiği düşüncesinden dolayı hiç sıcak bakılmıyor, bu konuda neler söyleyeceksiniz?


Birçok hastamla dışarıda karşılaştığımda ilk tepkiyi ben vermem. Önce o selam verecek mi diye beklerim, çünkü dediğin gibi psikiyatrların deli doktoru olduğunu düşünen çok insan var ve utanıyorlar. Hâlbuki dâhiliyecinle, ortopedistinle dost oluyorsun da neden psikiyatrınla olmuyorsun. Biz elbette ki akıl hastalarına da bakıyoruz ama aynı zamanda sıradan sorunlarla, ailevi sorunlarla, depresyonla da ilgili bize gelebilecekleri, zamanla oturacak bir konu sanırım. Anadolu’dan gelen hastalar oluyor. Mesela Adana’dan, “küçük yer laf çıkar” diye buraya gelen var.

Zamanında, medya aracılığıyla bu yanlış inancı yıkmaya çalıştım ama şimdi medyayı da yanlış amaçlar için kullanan ve yanlış bilgilerle toplumu yönlendiren insanlar olduğu için çok dikkat etmek lazım aslında.

Psikoloji, psikiyatri ile ilgilenen ve bu konuda eğitim görmek isteyen gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

IQ’su yüksek olsa da bir insan fazla düz, sakin ve dengeliyse o adamdan iyi bir psikiyatr olmaz kanımca. Elbette akli dengesi bozuk olmamalı, ama empati kurabilen; üzülmeyi, sevinmeyi, sıkılmayı, keyiflenmeyi bilen, karşıdakinin anlattıklarını hissedebilen insanlardan iyi psikiyatr olur. Aramızda var çok zeki ve çok dengeli kişiler ama maalesef empati yeteneği yok. Sadece bu bölümü okumakla olmuyor bu iş bence, bilgi artı perspektif çok önemli… Teşhis için yapılan bazı ölçekler vardır ve kimi psikiyatrlar tüm hastalarına bu ölçekleri kullanarak yaklaşır, hâlbuki her insan eşsizdir. O ölçekler sadece araştırmadır. Doktorla hasta arasında kurulan ilişki, muhabbet önemlidir. Bir psikiyatr, yargılamadan, ahlakçı olmadan yaklaşmalıdır hastasına. Ayrıca genel kültür çok önemli. Genç arkadaşlar, bunlarla birlikte altı artı beş seneyi göze alıyorlarsa bu bölümü okusunlar. Tabii aslında hâla her gün talebeyiz. Her hasta ile imtihan oluyoruz. Bu iş bir “Never ending story”.

Fakültelerde eskiden az öğrenci vardı, şimdi çok fazla adam alınmaya başlandı, kalite kantite olayı bozuldu ve maalesef kalite düştü. Psikiyatriye giriş sınavında bir de yetenek sınavı yapılmalı bence, mesela batıda mülakat sistemi vardır. Son mülakatı geçemezsen kalırsın. Çünkü doktor olacak insanın da kişiliği, sağlığı çok önemli. Tıp çok özveri gerektiren bir meslek... Kısa yönden zengin olmayı düşünen genç arkadaşlar hiç bu mesleği düşünmesinler. Elbette yılların birikimiyle güzel paralar kazanmak mümkün ama ahlakıyla çalışan bir doktor asla hemen çok zengin olamaz. Bu işi sevmek ve kendini geliştirmek çok önemli... Genel kültür gerçekten çok önemli. Son derece janti, zeki adamlar hastan olabilir, sen sadece psikiyatriyle ilgilenen, dünyadan bihaber bir adamsan bu sefer adam seni beğenmez, ona faydalı olamazsın.


REKLAM ALANI

Reklamı Kapat
Bugün 4 ziyaretçi (26 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Zirve100 Site ekle
Eğitim