GENÇ OGRETMEN
ANASAYFA
İLETİŞİM
ONLiNE DERSANE
KARİYER
=> Hakla İlişkiler
=> Akademik kariyer
=> Beyin göçü
=> Kültür şoku
=> sosyal güvenlik
=> meslek seçimi
=> meslek seçiminde 'in'ler ve 'out'lar
=> iş görüşmesi “asla”ları
=> insan kaynakları
=> CRM
=> geleceğin meslekleri
=> imaj yaratımı
=> yabancı dil
=> sektörler
=> iş görüşmesi
=> CV'ni yazdın mı
=> ünlü kariyerler
EGİTİM
KULTUR-SANAT
HOBi
SPOR
GEZi
MUZiK
SAĞLIK
YAŞAM
TEKNOLOJi
SİNEMA
KiTAP
ALTERNATiF TIP
EGLENCE
OYUNLAR
ARŞİV
GÖRÜŞ KABİNİ
TOPLiST
DiNi YAZILAR

Ekol Hoca Din dersi Matematik Nişanlık Modelleri
Beyin göçü

Beyin Göçü Nedir?

Beyin göçü; az gelişmiş veya gelişmekte olan bir ülkedeki iyi eğitimli, düşünen, üreten, kalifiye, nitelikli, seçkin, profesyonel ve yetenekli iş gücünün, araştırma ya da çalışma yapmak amacıyla en verimli dönemlerinde gelişmiş ülkelere gidip geri dönmemeleriyle meydana geliyor.

İlk olarak 1960’lı yıllarda beyin göçü başlıyor ve önce doktorlar ve mühendisler, sonra da bilim adamları arasında oldukça yaygınlaşıyor.

Fakat beyin göçü sadece ülke dışına doğru olmuyor, ülke içinde de zaman zaman beyin göçleri meydana geliyor. Türkiye’de bu şekilde meydana gelen beyin göçleri genellikle devlet sektöründen özel sektöre doğru oluyor. Mesela öğretim üyelerinin çoğunlukla devlet üniversitelerinden vakıf üniversitelerine doğru akımı veya devlet dairelerinde yetişen elemanların özel sektöre geçişi, ülke içinde ortaya çıkan beyin göçleri arasında en yaygın örnekler. Bununla birlikte iç beyin göçünün ülke açısından pek fazla zararı olmuyor. Ancak dış beyin göçü için aynı şeyi söyleyemeyiz. Ne de olsa iyi yetişmiş ve yetenekli iş gücünün, gelişmiş ülkelere akışı şeklinde gerçekleşen dış göçün ülkeye zararı çok büyük.

Kanada, İngiltere ve ABD gibi gelişmiş ülkeler arasında bile beyin göçü olabiliyor. Daha iyi çalışma olanakları, yüksek ücret ve daha az vergi nedeniyle birçok Kanadalı ABD’de çalışmayı tercih ediyor. Ancak Kanada’ya gelip yerleşen yetenekli iş gücü de yadırganamayacak kadar fazla. Bu yüzden de Kanada, dışarıya verdiği beyin göçünü dengelemiş oluyor. Çoğunlukla gelenler daha fazla olmaktadır.

Türkiye ise en fazla beyin göçü veren ülkeler sıralamasında üst sıralarda yer alıyor ve ne yazık ki iyi eğitim gören yüz kişiden 59’u, öğrenimine Türkiye dışında devam ediyor veya oralarda çalışmaya başlıyor. Ülkemiz, Hitler döneminde Yahudi bilim adamlarını ülkeye kabul edip Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında da Türki Cumhuriyetlerden beyin göçü almış olsa da daha sonraki zamanlarda bu konuda çok fazla ilerleme kaydedemedi.

Beyin göçü sadece Türkiye’de değil genel olarak dünyada yaşanılan en önemli sorunlardan biri. Türkiye’den başka beyin göçünün fazla görüldüğü ülkeler arasında Hindistan, Pakistan, Bağımsız Devletler Topluluğu, Çin, Filipinler, Cezayir, Fas, Tunus, İran, Mısır, Nijerya, Türki Cumhuriyetler vs. gibi devletler yer alıyor. Bununla birlikte ABD, Kanada, Avustralya, G. Afrika, Almanya, Fransa vs. gibi ülkeler ciddi ölçüde beyin göçü alan ülkelerin başlıcaları.

Beyin Göçüne Neler Sebep Oluyor?

Beyin göçünde; sadece göç veren ülkenin değil, göç alan ülkenin de özellikleri etkili oluyor. Yani hem göç alan ülkenin çekici tarafları hem de göç veren ülkenin itici unsurları beyin göçüne sebep oluyor. Göç alan ülkelerdeki iyi imkânlar ve fırsatlardan, göç veren ülkelerdeki ise bazı baskıcı özelliklerden dolayı yurt dışına göç cazip olabiliyor.

Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki eğitim sistemi gençleri dışarıya itmede son derece etkili. Sayısız eğitim programları sayesinde gelişmiş ülkeler ihtiyaç duydukları iş gücünü temin edebiliyorlar. Genellikle eğitim sistemleri, Batı’nın ihtiyaçlarına göre belirleniyor; fakat ulusal ve yerel problemlerin çözümüne yönelik olmuyor. Bunun sağlanması içinse çok daha kaliteli mezun yetiştirme, yeterli derecede etkin ve uygun eğitim malzemesi sağlama, gençlerin fikir üretmelerine yönelik çalışmalar yapma
gibi konular üzerinde durulması gerekiyor.

Çeşitli politik baskılar, terfi ve atamalarda ayırımcılık, insan hakları ihlali gibi genel sebeplerden dolayı göç veren ülke itici bir hâl alıyor. Yolsuzluklar, ülkenin aydın kesimini oluşturan yazarların dernek ve sivil toplum örgütlerine üyeliklerinin kısıtlanması, profesyonel ve akademik atamaların birtakım güvenlik soruşturmaları ile gerçekleşmesi, mesleki birliklerin, sendikaların vs. politik kontrolden geçmesi gibi nedenler genç nüfusun bu tip kurumlardan uzaklaşmasına ve bu da bir ülkede olması gereken etkin bilim enstitülerinin azalmasına sebep oluyor.

İnsanlar dışa göçü genelde ekonomik, mesleki, eğitimsel veya akademik sebepler dolayısıyla cazip buluyorlar. Beyin göçünün çekiciliği, kişinin istediği başarı ve yeterliliğe kendi ülkesinde sahip olup olamamasına bağlı. İyi ücret ve iyi kariyer fırsatları elde edememek, talebin başka ülkelere doğru kaymasının en önemli sebepleri arasında yer alıyor.Yüksek yaşam standardı, bilimsel mükemmeliyet, sosyal demokrasi, yükselme olanağı da insanları beyin göçüne teşvik eden sebeplerden. Genel olarak baktığımızda, tüm beyin göçü alan ülkelerin insan hakları ve sosyal adalete önem veren entelektüel özelliklere ve birikime sahip gelişmiş ülkeler olduğunu rahatlıkla görebiliriz. Çocuklara uygun eğitim fırsatları sağlayan, göçmenlere iyi davranan, tam vatandaşlık hakları veren, ekonomik ve politik haklar sağlayan ülkelerde yaşam ve kariyer kurmayı hangimiz istemeyiz ki!

Beyin göçüne sebep olan itici ve çekici yönleri şöyle gösterelim;

Göçün olduğu ülkelerin itici yönleri:

  • İşsizlik,
  • Gelişimin düşük / kötü olması,
  • Düşük ücret / maaş,
  • Ücret sistemindeki dengesizlikler / adaletsizlikler,
  • Politik dengesizlik,
  • Patron / yöneticilerin yetersizliği,
  • Fazla eğitimli iş gücü üretimi ve bunların az kullanımı,
  • Araştırma ve olanaklarının azlığı,
  • Yeni fikirlere karşı ilgisizlik,
  • Bağımsızlık azlığı / yokluğu
  • Atama ve yükseltmelerde kayırma, siyaset, sadakatin ön plana alınması,
  • Yükselme fırsatı azlığı,
  • Kötü çalışma koşulları,
  • Bilimsel gelenek ve kültür eksikliği,
  • Kurumsallaşamama,
  • Entellektüel olarak gelişmemişlik,
  • Daha iyi şehir yaşantısı özlemi,
  • Daha fazla nitelik kazanma ve tanınma özlemi,
  • Daha iyi kariyer beklentisi,
  • Yeterli çalışma şartları yoksunluğu,
  • Gençlere fırsat verilmemesi / tanınmaması.

Göç alan ülkelerin çekici yönleri ise şu şekilde:

  • Daha iyi ekonomik durum,
  • Yüksek maaş / ücret,
  • Daha iyi yaşam şekli,
  • Daha iyi tıbbi olanaklar,
  • Daha iyi araştırma olanakları,
  • Modern eğitim sistemi ve daha iyi nitelik kazanma olanakları,
  • Yabancı eğitim prestiji,
  • Entelektüel bağımsızlık,
  • Daha iyi çalışma /iş koşulları,
  • Politik istikrar,
  • Bilimsel ve kültürel gelenek zenginliğine sahip olmaları,
  • Şehir merkezlerinin cazibesi,
  • Deneyimli / destek personelinin bulunuşu,
  • Hayatta sık şans yakalama fırsatının bulunuşu,
  • Önemli araştırma fonunun / kaynaklarının bulunuşu.
  •  

    Ekonomik nedenler:

    Beyin göçünün en önemli nedenlerinden biri ekonomik problemler. Eğer bir ülkede; bireylere verilen ücretler olması gerektiğinden azsa, buna karşılık vergi oranları oldukça yüksekse dikkate değer bir ekonomik dengesizlik ortaya çıkıyor. Bu da, tabii ki, gelecekle ilgili tedirgin, endişeli düşüncelere sahip insanların varlığını artırıyor.

    Politik ya da siyasi nedenler:

    Politika veya siyaset, birçok alanda olduğu gibi beyin göçü üzerinde de etkili oluyor. Etnik köken farklılıkları, politik istikrarsızlıklar ve en önemlisi de siyasetin iş hayatına karıştırılıp burada da kontrolü ele geçirmesi, yurt dışını cazip hâle getiriyor.

    Eğitimsel nedenler:

    Eğitim sisteminde önemli ölçüde çarpıklıkların olması, özellikle gençlerin yurt dışına göçünde oldukça etkili. Mesela Türkiye’nin eğitime en az harcama yapan ülkelerler arasında yer alması, kalıcı bir milli eğitim politikamızın olmayışı, plansız, programsız ve ucuz eğitim vermesi yurt dışında eğitimi gençlerin gözünde daha da çekici hâle getiriyor.

    Psikolojik ve sosyal sebepler:

    Yaşam şartlarının, çalışma koşullarının yeterince iyi olmaması, işsizlik oranının çok yüksek olması ve yeni mezun birçok üniversite öğrencisinin iş bulma kaygısı gibi sebepler de beyin göçüne neden oluyor.

    Bilimin ve teknolojik imkânların yetersizliği:

    Bilime ve teknolojiye gerekli desteği, önemi göstermeme, araştırma ve geliştirme çalışmalarına yeterli yatırımın yapılmaması, araştırmalara gerekli teşvikin olmaması, fikir üretiminin, buluşların sonunda maddi destek sağlanmaması da dış göçü arttırıyor.

    Geçmişten günümüze beyin göçü

    1940 -1945 yılları arasında 2. Dünya savaşı ve Nazi baskıları sebebiyle Yahudi bilim adamlarının çoğu Avrupa’dan kaçmış.

    1960 -1970 yıllarının başlarındaysa gelişmiş ülkelerin ekonomik seviyelerinin yükselmesiyle profesyonellere olan talep artmış ve bu talebi karşılayabilmek için de gelişmiş ülkeler; seçerek profesyonel göçmen alımı yapmış. Yaklaşık 300.000 profesyonel (doktor ve mühendis), 3. Dünya ülkelerinden endüstrileşmiş (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya vs.) ülkelere göç etmiş. Böylece gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde göç oranı da iyice yükselmiş. Göçün 2/3’ü ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya vs. gibi ülkelere olmuş. Bunların neredeyse yarısı Asya ülkelerinden göç etmiş.

    1974 -1975 yılları arasında gelişmiş ülkelerde durgunluk yaşanırken, gelişmekte olan ülkelerin beyin gücü üretimi plansız bir şekilde artmış. Bu ülkeler eğitim sistemlerini dış isteklere göre uyarlamış. Ayrıca petrol üreten ülkelerde uzman ihtiyacında büyük bir artış olmuş. Gelişmiş ülkelerde de yüksek nitelikli iş gücü artmış. Bütün bunların sonucunda ise nitelikli profesyonellere olan talep azalmış ve sıkı göçmenlik politikaları başlatılmış.

    1975 -1980 yıllarında yıllık kalifiye iş gücü göçü 100.000 kişiye ulaşmış ve bu yıllardaki göçlerin çoğu Avrupa’dan ABD’ye doğru gerçekleşmiş.

    1980 yılından sonra dünyada 50.5 milyon üniversiteye kayıtlının 19 milyonu 3. Dünya ülkelerine göç etmiş , 3. Dünya ülkelerinde üniversiteye kayıtlı sayısı artmış ve bu sayı, 7 yılda iki katına çıkmış. Bunun sonucunda göçlerin çoğu, 3. Dünya ülkelerinden ABD ve Avrupa’ya doğru olmuş.

    1990 yılından sonra Rusya’nın ve Doğu Blok’ununu parçalanması sonucu iç savaşlar başlamış ve ABD dünya üniversite öğrencilerinin ¼’üne sahip hâle gelmiş. Bu olaylardan sonra Rusya’nın ve Doğu Blok’unun bilim adamları ülkelerini terk etmiş.

    2000 yılından beri ABD en çok göç alan ülke durumunda. Beyin göçünün % 54’ünü alıyor. Hintli ve Çinli kolej mezunlarının yaklaşık % 3’ü ABD’ye gidiyor. Şu anda ABD’de bilim insanı ve mühendislerin % 12’si, doktorların % 23’ü ve bilgisayarcıların % 43’ten fazlası; yabancı ülke doğumlu. ABD’de en fazla eğitimli etnik grup Nijeryalı ve Afrikalılar. Afrika üniversitelerinde eğitim gören her üç kişiden biri dünyaya ihraç ediliyor. Fakat eğitim ücreti çok da düşük değil. İyi bir eğitimin yıllık ortalama maliyeti 15-20 bin $ civarında. Bunların sonucunda ABD’nin Asya’dan aldığı son 1.5 milyon göçmenin hemen hemen tamamı yüksekokul veya en iyi kolej mezunları.  ABD’deki 300 bin Hintli ve Koreli, 730 bin Filipinli ve 400 bin Çinli’nin % 65-70’i yüksekokul ve kolej mezunu. Sadece İran, K.Kore Ve Tayvan’dan aldıklarının % 15’i kolej mezunu. Kolombiya’nın beyin göçünden yıllık kaybı 2.37, Hindistan’ın 2 milyar dolar civarında. Meksika’dan yurt dışına gönderilenlerin % 79’u geri dönmüyor. Nijerya’dan ABD’ye 100 bin kişi göç ediyor. Her yıl 100 bin Hintli, ABD’ye gidiyor. ABD Silikon Vadisi’nde de yaklaşık 30 bin Hintli profesyonel var.

    Dönmek mi dönmemek mi?

    Farklı farklı sayısız sebepten dolayı zamanla beyin göçü ve ülkeye geri dönüş fikirlerimiz değişebiliyor. Aslına bakarsak geniş çapta yapılabilecek anketler ve araştırmalar ile bu çok karmaşık sebepler daha iyi anlaşılabilir ve dışa göç de bu şekilde azaltılabilir.

    Beyin göçünün nedenleri; siyasi istikrarsızlık, ekonomide geri kalmışlık, eğitim sisteminin bozuk işlemesi, iş gücü planlamasında eksiklikler, araştırma-geliştirmenin teşvik edilmemesi vs. ile sınırlandırılarak diğer sebepler ortadan kaldırılabilir. Mesela, yurt dışındaki öğrenciler, çalışanlar ve profesyonellerle temas; sürekli devam ettirilip bu şekilde gösterilen ilgiyle yurtlarına geri dönmeleri teşvik edilebilir. Ayrıca bu kişilerin orada yurtları için lobi faaliyetlerinde bulunmalarını sağlar. Yurt dışındaki öğrenci ve çalışan profesyonellerin iş gücü kaydı mutlaka elçilikler / ateşelikler tarafından tutulup bunlara yılda en az birkaç kez mektupla ve/veya internet ile ulaşmak da önemli. Ülkenin potansiyeli ve durumu hakkında bilgiler ulaştırılıp onlara değer verildiği hissettirilmeli. Ülkenin politikacı ve yöneticilerinin çalışmaları da; , ülkenin gelişmesi yönünde olmalı ve geri dönüşü gönüllü hâle getirmeli.

    Yurt dışında eğitim alıp ülkelerine geri dönenlerinse gelir seviyeleri oldukça iyi olmasına rağmen asıl sıkıntıları ücret değil çalışma şartları oluyor. Bu durumda insanlar genellikle aile bağları nedeniyle ülkelerine geri dönüyorlar. Yurda dönenlerin morallerini yükseltip verimliliklerini artırmak için daha iyi olanaklar, daha fazla araştırma fırsatı, denizaşırı gelişmelerle daha yakın iletişim / temas, daha fazla yardım şart. Bugün birçok kişi iş imkânlarından dolayı mutsuz ve kendilerini kapana kısılmış hissediyorlar. Beyin göçünü azaltmak içinse sadece birkaç önemli tedbir alıp iyi idare ve liderlikle insanlara istenildiklerinin hissettirilmesi yeterli.

    Geri dönmek istememizin nedenleri:

    Genellikle tıpkı bizim ülkemizde olduğu gibi Venezuela, Gana, İran, Tayvan gibi ülkelerde aileler, arkadaşlar, eşler eve dönmeye zorlayıcı sebepler oluyor.

    • Zorunluluk hissetmek,
    • Maddi yükümlülüklerinin olması (burs),
    • Vatan ile olan bağ,
    • Ülkesine katkı yapmak,
    • Vatanseverlik duygularının ağır basması,
    • Vatan hasreti ve özlemi hissetmek,
    • Kendini yalnız hissetmek,
    • Irk, din ve etnik ayrımcılığı hissetmek,
    • Profesyonellik dışı kişisel / ailevi ilişkiler / bağlar,
    • Gelişmiş ülkenin itici kuvvetleri,
    • Vatanında yaşam standardının yeterli olması,
    • Vatanından biriyle evlenme,
    • Yabancı ile evlenmemek için,
    • Yabancı ile evlenildiğinde çocuklarda kimlik sorunu yaşamamak için,
    • Küçük çocuk ve eşlerin çoğunlukla vatanı tercih etmesi,
    • Ücretler ve prestijin bir derece iyi olması,
    • Güçlü aile sistem yapısı,
    • Asimile olmamak için,
    • Vatandan iyi teklif gelmesi,
    • Ülkenin geleceği hakkında optimistlik,
    • Gidilen ülkeye uyum sağlayamama / entegre olamama,
    • Sağlık sebepleri,
    • Yeterli maddi birikim yapmak,
    • İşten çıkmak / çıkarılmak,
    • Yurt dışında vatandaşlarıyla ilişkinin fazla olması,
    • Yurt dışında kalış süresinin kısalığı,

    gibi sebeplerden geri dönüş düşünülebiliyor.

    Geri dönmek istemememizin sebepleri:

    Hindistan, Seylan, Filipinler, Mısır, Nijerya, Kamerun gibi ülkelerdeyse aile yaşantısı ve vatandaki ayrımcılıklar göç edenleri dışarıda kalmaya zorlayabiliyor. Siyasi istikrarsızlıklar ve diktatörlük de dönmeyi engelliyor. Çalışma / araştırma olanaklarının dışarıda daha cazip olması ise dönmemenin başka bir sebebi. Göç edenlerin geri dönmeyi istemeyişinin diğer sebeplerini ise şu şekilde sıralayabiliriz:

    • Ülkesine başka bir yolla hizmet ettiğine inanmak (öğrencilerle bilgi paylaşmak, kitap, dergi yollamak, lobi faaliyetlerinde bulunmak vs. gibi),
    • Vatanında istediği düzeyde iş bulamama korkusu (maddi ve olanaklar açısından),
    • Yurt dışından burslu veya kendi parası ile okuma,
    • Gelir yüksekliği,
    • Kaliteli iş olanaklarının fazla olması,
    • Özelliklerini işverene kolay iletmesi,
    • Kütüphane olanakları (dergi ve kitaplara ulaşım kolaylığı),
    • Profesyonel olaylara dünya çapında katılım,
    • Uluslararası konferans, seminer ve kongrelere katılım kolaylığı,
    • Seyahat imkânının çok olması,
    • Vatanlarında araştırma olanaklarının azlığı / sınırlılığı
    • Gelişmelerden uzak kalmamak,
    • Mesleki tecrübe kazanma isteği,
    • Vatanlarında kendilerini izole olmuş hissetmeleri,
    • Ülkelerinde eğitim ve idari görevlerde boğulmak istememek,
    • Ülkelerindeki istikrarsızlık / diktatörlük,
    • Topluma yurt dışında daha fazla katkı yapabileceklerine inanmak,
    • Ülkelerinde kendilerine saygı duyulmaması,
    • Tıbbi  olanaklar,
    • Çocukların eğitim ve kariyeri,
    • Gelecek endişesi,
    • Emekliliği beklemek,
    • Yabancı ile evlenme,
    • Okudukları ülkenin göçmenlere açık olması / göçmenleri kabullenmesi,
    • Yurt dışında farklı ülkelerden insanların uyum, huzur ve refah içinde yaşaması,
    • Yeteneğine vatanında ihtiyaç olmaması,
    • Yeteneğinin vatanında boşa harcanması,
    • Yeteneklerini periyodik olarak yenileyememe kuşkusu,
    • Dışarıda daha başarılı olacağına inanmak,
    • Vatanlarında fırsat azlığı ve eşitsizliği,
    • Akademik / profesyonel çekememezlik / sürtüşmeler,
    • Vatandaşlarıyla / Devletiyle yurt dışında ilişkinin az olması,
    • Yurt dışında kalış süresinin uzunluğu,
    • Edinilen tecrübe gelişmiş ülkenin sorunlarına yönelik olması, bu tecrübenin orada daha değerli olması.
    • En çok göç alan ve göç veren ülkeler neler?

      ABD, Avustralya, Almanya, İngiltere, Kanada, G. Afrika vs. gibi ülkelere beyin göçü oldukça fazla. Peki neden mi?

      Çünkü bu ülkelerdeki imkânlar şöyle:

      • Yüksek maaş / ücret,
      • Absorbe etme kapasitesi yüksek,
      • İş gücü eksikliği,
      • İş gücüne duyulan yüksek talep,
      • Eğitim çok masraflı,
      • Eğitim planlı,
      • Nüfus artışı düşük,
      • Gelişim hızı ve tüketim yüksek,
      • Fırsat iş gücü maliyeti yüksek,
      • Marjinal üretim iş gücü yüksek,
      • İş gücü az çok istihdam edilebilir durumda,
      • Yüksek nitelikli iş gücü gerekli,
      • Ekonomide kâr oranı çok yüksek,
      • Sermaye yoğun üretim,
      • Teknolojik zenginlik var,
      • Teknoloji ithal edebilmekte.

      Ayrıca bu ülkeler; ekonomisi ve teknolojisi ilerlemiş, endüstrileşmiş, gelişmiş ve zengin ülkeler. Nüfus az, yaşam standardıysa son derece yüksek.

      Nijerya, Etopya, Gana, Mısır, Cezayir, Meksika, Kolombiya, Şili, Filipinler, Kore, İran, Irak, Türkiye vs. gibi ülkelerse yetişmiş beyinleri kaybedenler arasında yer alıyor.

      Çünkü bu ülkelerde;

      • Ücret seviyesi düşük,
      • Absorbe etme kapasitesi düşük,
      • Eğitimli iş gücü fazlası var,
      • Eğitimli iş gücüne talep az,
      • Eğitim ucuz,
      • Eğitim plansız ve programsız,
      • Nüfus artış hızı fazla,
      • Gelişmenin başında,
      • İşsizlik ve işini beğenmeyen fazla,
      • Yüksek nitelikli iş gücü gerekli değil,
      • Ekonomide kâr oranı düşük,
      • Ekonomik büyüme düşük,
      • Teknoloji zayıf,
      • Teknoloji ithal / transfer ediliyor.

      Bu ülkelerin ekonomisiyse yoğunlukla tarım ekonomisi üzerine kurulu ve ülke nüfusları oldukça fazla, yaşam standartları ise düşük.

      kaynak: netyorum.com


REKLAM ALANI

Reklamı Kapat
Bugün 1 ziyaretçi (16 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=

Zirve100 Site ekle
Eğitim